Teyzemler o kadar kararliydi ki
ben de o kadar inatciydim ki
Iclerinden biri beni tuttu
digeri karsi koymamam icin ikna etmeye calisti
bir digeri acaba yapmasak mi derken
olan oldu
en digeri O aci biberi agzima soktu;
sonra da dudaklarima surdu
hala o kadar inatciydim ki
acidan sisen dudaklarimla
hic bir sey olmamis
hic canim yanmamis gibi
o lafi tekrar ettim
Hepiniz salaksiniz evet salaksiniz.
diyip orayi terk ettim
sonra kosa kosa
banyoda agladim
kimse gormedi diye de avundum
yaklasik yedi yasindaydim ama o aciyi hala
hatirlarim
O kadar kibirliydim ki hala biraz var
dizlerim agridiginda Jale oyle soyluyor
en azindan ..
yine kime kibirlendin diye
yakistiramadigim insanlardan olmayacak seyler duydugumda
kabul edemiyorum
hepsi o kadar
simdi yine olsa da o aci biber
hala olmazlara baktigimda gozlerime
asla dedikce agzima
gidip kacmalarimda dizlerime
saklandikca da aklima surulse
Ya bunu yaziyorum diye kizilmasin yalniz
iyi etmissiniz ama sikiysa bi daha deneyin hani
ay lav yu hepinizi ayri ayri
alti alti ;)
26 Ağustos 2014 Salı
22 Ağustos 2014 Cuma
invisible one
Invisibility
like a stoned hole in a wall
that hides your soul , away from the lust in 'your' whole
,,,
Enter into my wall !
come see my light that turns you blind, in all
That's the invisible hole in my wall
,,,,
You know we spy behind the door
we all
see the easy
feel the ready
kiss the soft
catch the one
that's right there in front
the door
that hides the wall
the wall
that keeps the whole
the hole, invisible at all
together to be
13 Ağustos 2014 Çarşamba
taksi ve nikah masası - I
Sıcaktan mutsuzdum. Acil bir taksi bulmalıydım.
Yok durak taksisi olsun, aman şahin olmasın gibi seçme lüksüm yoktu.
Gideceğim yeri zaten adımlarım kabul etmiyordu.
Kafamda yine bir şarkı vardı ve o sırada beni mutlu eden de oydu.
(okurken dinlenebilir hani)
"When you fall" sözlerini takiben ritmin artması!
O düşüş sonrası heyecanını, bir melodi ancak bu kadar güzel tarif edebilirdi.
Göğüslerimin arasından göbek deliğime dans edercesine, akan ter, aynen şarkıda olduğu gibi
"deeper river"dı. Şarkıyı derinden hissediyor ve bire bir yaşıyordum.
Oh, there is a deeper river
Flowing under the hurt and pain.
Yes, there is a deeper river
that will bring you home again.
Flowing under the hurt and pain.
Yes, there is a deeper river
that will bring you home again.
Derken o taksi durdu önümde, kısmetim işte bu diyerek rahat derin bir nefesle atladım.
"Merhaba, Tepecik'e gidiyoruz, lutfen"
'Abla ne güzel bindiniz ya, selam sabahla, bu devirde yok artık sizin gibi kibar bayaanlar' dedi ve hemen akabinde oluşan sessizliğime şaşırdı. Bu kadar kibar bir bayaan en azından çok mersi filan diyebilirdi.
Böyle yalandan sohbetlere, karnımın tok göbek deliğimin ıslak olduğu bir günde tahammülüm yoktu.
'Abla, inanmıycan ama benim şarkı çalıyo şu an radyoda az bi ses açsam'
Tabii buyrun dedim ama içimden de bin pişman.
Ne de olsa hep çok iyi bir insan olmuşumdur. Başıma da ne geldiyse bu iyiliklerden gelmiştir. Ama hazır istikrarlı bir çizgi yakalamışken bozmak da olmaz.
Ayrıca 3 dakika sürecek ne kadar acı verebilir ki ? Terim de hazır kurumuşken, kesinlikle katlanabilir hatta alt ritme oynayabilirim.
Nikahına beni çağır sevgilim
İstersen şahidin olurum senin ..
Sert! ama en azından şarkıyı biliyorum. "Klimayı açar mısınız?" diyorum
bu şarkıda akacak teri, terin ritmini hatta kıvamını hayal etmek bile istemiyorum.
Adam şarkıyı mırıldanıyor, ki bu kadarıyla yetinse yine razıyım..
Bu adam kim diye soran olursa
Eski bir tanıdık dersin sevgilim
Eski bir tanıdık dersin sevgilim
kısmını söylerken yüzüm istemeden öyle bir hal alıyor ki, emoji ikonları arasında böylesi yok diyebilirim.
Bir insanın acizliğinin eziklik ile bütünleşip bir yandan duygu sömürüsü katılmış, kanayan bir yüreğim ben dercesine offf kıvamları..
Benim kaşlar kalkık, burnum aşağı çökmüş tek çizgi, üst dudak öne çıkmış, alt dudak gergince sarkmış, üst ön dişlerimden sağdaki, alt dişlerimi ısırıyor, çenem hafif dışarı çıkık .. Ortam kırık!
Emojiciler çalışmalı bu ifadeyi !
Hayaller kurardık biz yıllar önce
Hiç yoktu hesapta ayrılık bizce
Bilirsin ne kadar görmek isterdim
Beyazlar içinde seni öylece
Hiç yoktu hesapta ayrılık bizce
Bilirsin ne kadar görmek isterdim
Beyazlar içinde seni öylece
Kısmıyla beraber, yorumlamaya başlıyor şoförümüz,
sağ el viteste dövercesine, sol el direksiyonda sövercesine,
boyun sağa bükülmüş her şeyin en doğrusunu bilircesine..
Bu yazı devam edecek ta ki hepimiz terlercesine ..
4 Ağustos 2014 Pazartesi
mısır patlatmaca
Her şey, birdenbire değil de mısır patlatmaya kalkışınca oluverdi.
Bir kadeh viski içecektim, salondaki şişeyi alıp mutfağa götürdüm. Buz almak için dolabı açtım ama o sırada dolabı neden açtığımı unuttum ve mısır patlatacak olmamı hatırladım.
Ocağa küçük derin bir çelik tencere koydum. Ocağın altını açtım.
Bunu yazarken aklıma bir zamanlar kızımın altını açıyor olduğum geldi, neyse ne yazacağımı unutmadan en iyisi devam edeyim.
Tencereye yağ sanıp viskiyi döktüm. Hemen salaklığımın farkına varıp ocağı söndürdüm.
Dur dedim kendime.
Balkona çıktım. Viskiyi ait olduğu bardağa buz eşliğinde doldurup, büyük başarıymışcasına bir sigarayla kutlamaya karar verdim.
Elime çakmak niyetine balkon masasının üzerindeki sepetten bir mandal alıp sigaramı yakmaya çalıştım.
Birden (mandal) aklıma çamaşır makinasındaki yaklaşık beş gündür yıkamaya devam ettiğim çamaşırlar geldi. Gün itibariyle tüm yazlık kıyafetlerim vernel kokmakla beraber bu yıkama eylemine son veremezsem kışlıklara geçmem gerekeceğini fark ettim. Severim zaten yaz iken kışı anmayı, tüm kış da yazı özlemeyi.
Makinayı boşalttım. Ama kafamı asla ..
Nerede kalmıştık derken, mısır patlattım. Ama altı kişilik bir aile boyu. Dolayısıyla o minik tencereden yere taşmaya başladılar. Evin içinde güzel bir müzik olmuştu. Balkonda bir elimde viski kadehi diğerinde yanmayan sigara ve tabii ayfon ile gülmeye başladım.
Bu arada ayfon yine, bir kez daha, her zamanki gibi yere düştü. Eğildim almak için ve ayak baş parmağımdaki ojenin bir milim de olsa çıkmış olduğunu gördüm. Sinir olmamam mümkün müydü? Yapmam gereken ne çok şey vardı ve ben hala ..
Tüm bunlar olurken acaba kaç dakikadır o düşünmemem gereken şeylerden uzaklaşmıştım?
Mısırları üstten almaya başladım, yere dökülenleri biraz sonra temizleyecektim , ne de olsa hala balkonda yanmayan sigaram, buzları erimiş viskimle beni bekliyordu.
Kafam iyice karışmıştı. Neyi önce yapmalıydım? Ya da neleri yapmaktan vazgeçmeliydim?
Mutfak ile balkon arasında bir yerde, öylece donakaldım.
O şeyler var ya, bir an aklımdan çıkmamıştı.
Viski içemediğimle, sigara yanamadığıyla, mısır yenemediğiyle, baş parmak boyanamadığıyla kaldı.
Ama o mısırlar! bir şekilde, bir tarafımda, bir güzel patladı.
----
yazarken dinlenen:
22 Temmuz 2014 Salı
Bar - Bölüm 2
Kadına yaklaşıp, kulağına bir şeyler fısıldadıkça,adamı konuşturtmaya başladı içinden.
Ne de olsa saniye saymaktan daha keyifliydi.
'Seni çok özledim'
'Tüm gece gözlerimi üzerinden alamadım'
'Rüzgarınla beni çarpıyorsun, hele şu parfümün..'
'Gözlerin çok şey anlatıyor'
'Uzun zamandır böyle keyifli sohbet etmemiştim'
'Biliyorum, sen de benim gibisin'
...
Cümlelerini sarf etmişti bile kadının kulağına...
Tüm bunları düşünürken ve hatta yazarken kafasına, bir yandan da kıskanıyordu.
Bu uzun zamandır yaşamamış olduğu bir duyguydu. Buna da şükür diye düşündü.
'Yenileniyorum, saniye saymak yerine' dedi kendi kendine.
Bu kendiyle yapttğı sohbetler bir yana, adamın hala o kulakta sabitlenmiş olması, yavaş yavaş kızdırıyordu aslında.
Buna şükre gerek yoktu, keza fazla iyi niyetten maraz doğardı.
Her şeye bu kadar pozitif anlam yükleme işi, yeni bir sorumluluk yaratma dolayısıyla yük çıkarma demekti. Kendini salması gerektiğini hatırlayıp bir yudum daha aldı, bitmek bilmeyen içkisinden.
Uzun bir bardaktaydı içki, çok sevdiği şekilde sunulmuştu. Kokteylin kokusunu rahatlıkla alabiliyordu. Aman pek de güzel olmuş diye düşünürken, kafasını kaldırdı ve dimdik, sabit ona bakan, kahverengi gülen gözler ile çarpıldı.
'Ateş mi istersiniz yoksa saatin 23:30 olduğunu hatırlatmamı mı? ' dedi adam.
Ciddi bir şok yaşıyordu. Bu gerçek miydi yoksa adamı uzaktan izleyip, onu konuşturdukça yazmaya başladığı hikayenin halüsinasyonları mıydı? Senaryoya mı girmişti yoksa senaryo gerçeğe mi dönüyordu?
Bu kadar çok şey düşünürken yine de duraksamadan, 'ateş alıyım lütfen' dedi.
Ateş önemliydi.
11 Temmuz 2014 Cuma
bir rakam tut icinden
5 dakikada ne yazacagim hakkinda dusunebilir
20 dakikada cocuk dogurabilir, 52 saniye boyunca nefesimi tutabilirim.
Seni 13 gun anmayip, 5 gun hayal edebilir
1 hafta adini agzima almadan, sana 7 farkli sekilde hitap edebilirim
3 saniyede ruj surebilir, 7 dakikada ayakkabima karar verebilirim
Yuzunu gormeden 1 ay gecirebilir, ilk gordugum anda o salak suratina bakamayabilirim
35 dakikada 3 farkli yemek hazirlayabilir
Ayni gecede 2,5 farkli karakter cizebilirim
Ama :
Seni nasil sevecegime, nerede tutacagima, ne zaman gorecegime
Kendimde seni nasil bulacagima
beni sana nasil sunacagima
ben olmadan seni nasil ne yapacagima asla karar veremem.
Ne bir rakam ne bir sayi soyleyemem
Senle alakali anlari toplayip carpip bolemem
Hadi;
Bir rakam tut simdi icinden
yaz bana 3 vadeye kadar
ikimizde ayni rakami tuttuysak
soylerim sana ki
birakalim beraber
tutsak kalmasin ne bir an ne de rakam
6 Haziran 2014 Cuma
acemi ilişkiler
Yıl yok, ay yaz başlangıcı, günü sorsan hiç orada değilim.
Hatırda kalanlar : koku dibimde, çalan şarkılar hala dilimde, biraz buruk, biraz heyecanlı.
.....
Yolda gidiyorlardı. Beyaz bir araba, babaya ait.
Cepte kalan son paralarla sinemaya gidilmişti.
Film klasiklerden biriydi, olmadıysa da olacak kesin: "U turn"
"Arabayı kullanmak ister misin?"
-Eveeeet ! (Acemi çığlığı)
..
"Kendine güven, şu an ortamın hakimi sensin, direksiyon sadece bir araç!"
-Tamam ama vitesi değiştirirken kayıyoruz sanki
"Sadece önüne bak, ve hakimiyetin sende olduğunu unutma"
-Bunlar yerine, vitesi sen değiştirsen olmaz mı?
"Arabayı kullanma ona sahip ol"
-Tam benlik
..
Bu arada adam sigaraya kız da acemiliğinin heyecanına sarılıyor
Çötönk !
"İyice saçmaladın"
-Sana demiştim vites ile aynı anda ..
"Tamam sadece devam et"
-Ama çarptık
"Çarptın, ve şimdi toparlan"
-Lutfen sıkıldım, kullanamıyorum işte, hadi sen geç şu direksiyona
"Kaldır şunu"
-İniyorum
"Sen bilirsin!"
-Ya lutfen yardımcı olsan
"Bire tak önce"
-O kadarını biliyorum
"Sızlanmasan da gitsek kimse fark etmeden"
-Hep bir yerlerde kaçak olma durumu
"Hadi!"
..
Kız arabayı kaldırır, kullanmaya devam eder, vitesi umursamadan, gacır gucur!
..
-Park filan edemem
"Tamam sorun değil, teşekkür ederim, çok iyiydin"
Kız ağlamaya başlar, bir boşalma anıdır.
"Hadiii, gerçekten çok iyiydin"
-Tüm bunlar niyeydi
"Seni seviyorum"
-Sevme !
"Sevmem"
..
Eve girerler, Nem! Sessiz, soğuk, bomboş.. Uyku saati.
Dümdüz, bembeyaz çarşaf üzerinde deliksiz uykudan uyanamaz hallerde, saat çalar.
"off başım çatlıyor"
-hadi bir şeyler yapalım
"aksiyon mu?"
-asla, canım, asla, ölene kadar uyuyalım burada. bizi beraber gömsünler.
"anladım ama paramız yok"
-biliyorum umurumda da değil
"hadi kalk"
....
-Arabayı kullanan hep sen ol
"bir gun ben olmayacagım"
-bir soforle evlenirim ben de
"bensiz olan kimseyle evlenemezsin"
-senle evlenirim ben de
..
-nereye gidiyoruz?
"otoban ucreti odemeyecegimiz bir yerlere"
-bazen parasızlık sıkıcı olabiliyor
"eğlenmek ister misin?"
-psikopatça olmasın
"sensiz olur o"
...
ilk benzincide durulur, adam arabadan iner, benzinciye rica eder:
"Kredi kartımız var, buradan para çekseniz ama benzin almasak ve o paradan yüzde on kesip bize nakit verseniz diye bir ricada bulunabilir miyim?" der ve kız da kapıdan fırlayıp,
-Lütfeeen, bugün doğum günüm , diye haykırır
Benzincinin de işine gelen bu durum, sayesinde cepleri az da olsa para görür.
Yola devam
..
-Çeşme mi ?
"Uyusana biraz, ya da sussana mesela?"
-Bayılırım surprize
..
"hey uyan hadi geldik"
-beyin altı olmusum sanki, ne uykuydu
"bayılıyorsun arabada uyumaya"
-evvet ve her zaman, dolayısıyla şofor sensin bayım
"burası çok farklı bir yer"
-ne gibi? korkmalı mıyım?
"bence uzak dur şu salak modundan da çık"
-devamlı hakaret, aşağılama, neresi evliliğe gidecek ilişkimizin acaba?
"bayılıyorsun buna, bu vıdı vıdı, bu sen olmayan haller"
-uykum var
"paramız var"
-içeri önce sen gir
"uygun değil"
-bir kerecik, burayı hiç bilmiyoruz kimse bizi tanımıyor
"oyun sırası değil"
..
müzik şahanedir, gece adeta inanılmaz bir sakinlikte, kadife kumaştan kayar misali sabaha uzanır.
"haydiii, gidiyoruz.."
-son bir sigara içmeeliyim
"arabada iç"
-çişim de geldi ama
"yolda dururum"
-beni bırak sen git (gulerek)
"tamam" (der ve gider, ciddi olmak adına hem de ömrünün sonuna ant içmiştir)
-bravo, git böyle, ama önemli değil, yine de seni seviyorum ben, ama sen, daha ilk ama ilk cıvımamda, biraz içtim ne olmuş, eğlenmek benim de hakkım, bak, ne yaptın, arkanı dönd..
cümleyi tamamlayamaz kız, adam elinden tutar, o sırada çok keyif aldığını hatta gülüyor olduğunu kıza çaktırmadan onu arabaya bindirir.
Paranın hakkı verilmiştir.
-dondurma alalım mı? paramız var mı?
"çok paramız var, alalım"
yola çıkılır
ki bu yollar ta ki bir gün şiddetli bir kavga sonucu çekilen filmler camdan fırlatılana kadar devam eder.
"the end-
derken, bazı şeyler bitse de bu an'latimlar adamı mumyalar.
Hatırda kalanlar : koku dibimde, çalan şarkılar hala dilimde, biraz buruk, biraz heyecanlı.
.....
Yolda gidiyorlardı. Beyaz bir araba, babaya ait.
Cepte kalan son paralarla sinemaya gidilmişti.
Film klasiklerden biriydi, olmadıysa da olacak kesin: "U turn"
"Arabayı kullanmak ister misin?"
-Eveeeet ! (Acemi çığlığı)
..
"Kendine güven, şu an ortamın hakimi sensin, direksiyon sadece bir araç!"
-Tamam ama vitesi değiştirirken kayıyoruz sanki
"Sadece önüne bak, ve hakimiyetin sende olduğunu unutma"
-Bunlar yerine, vitesi sen değiştirsen olmaz mı?
"Arabayı kullanma ona sahip ol"
-Tam benlik
..
Bu arada adam sigaraya kız da acemiliğinin heyecanına sarılıyor
Çötönk !
"İyice saçmaladın"
-Sana demiştim vites ile aynı anda ..
"Tamam sadece devam et"
-Ama çarptık
"Çarptın, ve şimdi toparlan"
-Lutfen sıkıldım, kullanamıyorum işte, hadi sen geç şu direksiyona
"Kaldır şunu"
-İniyorum
"Sen bilirsin!"
-Ya lutfen yardımcı olsan
"Bire tak önce"
-O kadarını biliyorum
"Sızlanmasan da gitsek kimse fark etmeden"
-Hep bir yerlerde kaçak olma durumu
"Hadi!"
..
Kız arabayı kaldırır, kullanmaya devam eder, vitesi umursamadan, gacır gucur!
..
-Park filan edemem
"Tamam sorun değil, teşekkür ederim, çok iyiydin"
Kız ağlamaya başlar, bir boşalma anıdır.
"Hadiii, gerçekten çok iyiydin"
-Tüm bunlar niyeydi
"Seni seviyorum"
-Sevme !
"Sevmem"
..
Eve girerler, Nem! Sessiz, soğuk, bomboş.. Uyku saati.
Dümdüz, bembeyaz çarşaf üzerinde deliksiz uykudan uyanamaz hallerde, saat çalar.
"off başım çatlıyor"
-hadi bir şeyler yapalım
"aksiyon mu?"
-asla, canım, asla, ölene kadar uyuyalım burada. bizi beraber gömsünler.
"anladım ama paramız yok"
-biliyorum umurumda da değil
"hadi kalk"
....
-Arabayı kullanan hep sen ol
"bir gun ben olmayacagım"
-bir soforle evlenirim ben de
"bensiz olan kimseyle evlenemezsin"
-senle evlenirim ben de
..
-nereye gidiyoruz?
"otoban ucreti odemeyecegimiz bir yerlere"
-bazen parasızlık sıkıcı olabiliyor
"eğlenmek ister misin?"
-psikopatça olmasın
"sensiz olur o"
...
ilk benzincide durulur, adam arabadan iner, benzinciye rica eder:
"Kredi kartımız var, buradan para çekseniz ama benzin almasak ve o paradan yüzde on kesip bize nakit verseniz diye bir ricada bulunabilir miyim?" der ve kız da kapıdan fırlayıp,
-Lütfeeen, bugün doğum günüm , diye haykırır
Benzincinin de işine gelen bu durum, sayesinde cepleri az da olsa para görür.
Yola devam
..
-Çeşme mi ?
"Uyusana biraz, ya da sussana mesela?"
-Bayılırım surprize
..
"hey uyan hadi geldik"
-beyin altı olmusum sanki, ne uykuydu
"bayılıyorsun arabada uyumaya"
-evvet ve her zaman, dolayısıyla şofor sensin bayım
"burası çok farklı bir yer"
-ne gibi? korkmalı mıyım?
"bence uzak dur şu salak modundan da çık"
-devamlı hakaret, aşağılama, neresi evliliğe gidecek ilişkimizin acaba?
"bayılıyorsun buna, bu vıdı vıdı, bu sen olmayan haller"
-uykum var
"paramız var"
-içeri önce sen gir
"uygun değil"
-bir kerecik, burayı hiç bilmiyoruz kimse bizi tanımıyor
"oyun sırası değil"
..
müzik şahanedir, gece adeta inanılmaz bir sakinlikte, kadife kumaştan kayar misali sabaha uzanır.
"haydiii, gidiyoruz.."
-son bir sigara içmeeliyim
"arabada iç"
-çişim de geldi ama
"yolda dururum"
-beni bırak sen git (gulerek)
"tamam" (der ve gider, ciddi olmak adına hem de ömrünün sonuna ant içmiştir)
-bravo, git böyle, ama önemli değil, yine de seni seviyorum ben, ama sen, daha ilk ama ilk cıvımamda, biraz içtim ne olmuş, eğlenmek benim de hakkım, bak, ne yaptın, arkanı dönd..
cümleyi tamamlayamaz kız, adam elinden tutar, o sırada çok keyif aldığını hatta gülüyor olduğunu kıza çaktırmadan onu arabaya bindirir.
Paranın hakkı verilmiştir.
-dondurma alalım mı? paramız var mı?
"çok paramız var, alalım"
yola çıkılır
ki bu yollar ta ki bir gün şiddetli bir kavga sonucu çekilen filmler camdan fırlatılana kadar devam eder.
"the end-
derken, bazı şeyler bitse de bu an'latimlar adamı mumyalar.
5 Haziran 2014 Perşembe
Bar - Bölüm 1
Iyi bir bara gidilmisti. Saat 1 olmadan oradan kalkmasi gerektğini biliyordu.
Tum gece saatine hic bakmadan, içinden saniyeleri sayarak, beklemeye karar verdi.
'Bir limitin varsa özgür olamazsın.'
Şurada yaklaşık iki saatim var bırak tadını çıkarayım demek yerine, gecenin sonunu bekleyecekti.
Sadece durarak.
'Sonlar yakınsa, 'felç' gerçekleşir.'
En çok sevdiği kokteyli sipariş etmişti. Fakat iki saat boyunca 350 ml'yi bitiremeyecekti sanki.
'Dil, damak iki yabancı oluverir keyifsiz anlarda.'
Sağ masadaki adam, ona birisini anımsatıyordu. Düşündü hatta baktı ama bulamadı. Bulmak da istemedi. Aklını yine elden kaçırmak istemiyordu.
'limitlerin farkındalığı seni tutsak kılar. '
Adama saati mi sorsam, ateşini mi istesem derken, adam kalktı gitti.
'Zaman nankördür bazen ..'
Daha bekleyerek geçirmesi gereken bir dolu saniye vardı. Tek bir şey düşünebilirse, kafasındaki
kalabalığı susturabilirse daha kolay olacaktı. Adamı düşünmeye karar verdi.
'Kişinin kendine olan mesajları, anlaşır aralarında ve bir bedene bürünürler.'
Adam hala oradaydı, barda bir kadının yanına gitmişti. Kadın çok güzeldi. Adam çok ilgiliydi, fazla yılışık kıvamda olsa da. Bu da onu maskeliyordu. Izleyici olarak bile bu serüvene katılmak, sadece adamı düşünmek iyi gelmişti.
Durmak adına bir şey seçmek gerekir. Her seçim bir vazgeçişse, durmak iyidir.
19 Mayıs 2014 Pazartesi
sabah olur, sen ne dersen de ; yas'tır bu fark etmesen de
Sabah oldu, uyandım. Gayet normal devam ederken herşey, aklıma dün geceki rüyam takıldı. Kritiğini kendi kendime işe giderken yapmaya karar verdim. Keza bu sabah makyajı yolda yapmama gerek kalmamıştı. Altı üstü göz altı kapatmacadan ibaretti zaten. O da biraz ırsi biraz da uykuya açılan savaşın yan etkisi.
Yol boyunca kritikle kurcalanan kafam sayesinde ne trafik ne de sabah güneşi rahatsız etmedi.
Ofise girer girmez, pc'yi aç, kahveni al, suyunu doldur ritüelleri bile renklendi rüya kritiğiyle.
İlk okunan mail ile ne rüya ne de kritik kaldı. Hesap makinası misali aklım, artık sayılardan ibaretti. Toplayıp çıkarmak ya da bölmek veya çarpmak kararları, sadece bana kalmıştı.
Şurada bir kaç hafta kaldı, düşüncesi biraz yabancılaştırsa da, motivasyonumu da tavan yapmıştı hali hazırda.
Derken saate bakıldı ve uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan o en yandaş dostlardan biri arandı. Keza sabahtan beri hep aklımdaydı. Bir sessiz çağrı, sadece zamanını bekler gibi, her çarpma işleminde yüzde (%) alır misali yanımdaydı.
"Kızııııım n'aber ya, uyandırdım mı yoksa?"
-Delisin sabahtan beri whatsappına bakıyorum ne zaman online olacaksın diye !
"Arasana deli, online olmuyorum özellikle, manyak bir aplikasyon o"
-Acil buluşma ve toplantı yapıla
"Ayneeen"
bu arada tabii konu anlatılır, anlaşılır, bir hayda olunur, daha önce benzerleri yaşanmış mıdır, evet belki ama bu şu anki olduğu için en de elzem olanıdır.
Bir bahanedir buluşmaya, ama daha önemlisi bir durumdur işte ve yalnızlıkla çözülemeyen cinstendir. Zaten dostluklar da en çok bu zamanlar içindir.
Böyle zamanlarda hep aklıma takılır, rüya mıdır gerçek olan, mesajı olan yoksa biz mi biliriz de o rüyayı yaratırız ya da biraz daha gizemli kılmak için midir bu muczevi görüler rüya adı altında yaşanan?
Günü böler bu mucizeler, olaylara yön verir, olanı zaten bilmiş olma kibirine sokar. Daha da uzatırsam bir nevi kısıtlar özgürlüğünü. Olayları yaşarken, ister bile bile, ister istemeye istemeye, o rüyayı suçlamak yerine, takılınmalı bence onca yaşananın azmine. Olan oluyor olsa da, ya anlatılırken, ya ağlarken, ya bağırırken kalır yanına sadece o an içilen ilk kadehin serinliği, ilk sarılmanın hafifliği ya da o "siktir et takma canım" lafının komikliği.
Özetle her acının bir kıvamı, dozu olsa da hakkını vermeli yaşamalı, şovmenliğe kalkışmadan ağlamalı, sarılmalı. Lafım nereden nereye gelecek ama, tonlarca insan bir anda gömülüyorsa bir durmalı, duymalı, susmalı. Yas'a davet, önce saygıdan geçiyor ne de olsa.
Ha o susmalı sözüm de işbu memleketten dışarı.
3 Mayıs 2014 Cumartesi
kendisi ile Prens'in atı
Hep yolda giderken başına bir iş gelirmiş, kadının.
Gitmeler mi yaramazmış "kendisi mi" belli değil!..
Gitmese olmazken durmasa da olmazmış
Giderken ancak durabilen bu hanıma
gitmeler farzmış.
Üç gün üst üste aynı yere gitmesi gerektiğini duyunca
Devamlı durabileceğini sanmış ..
..
Gitmeler başlamış bizimki bir türlü duramamış !
Gidiş kısa sürüyormuş meğer.
Başında vaatte bulunmuşlar
"Gideceksin demişler ama kalacağını eklememişler "
İş bu Kalmalar durmalara adeta bir son vermiş
Duramadığını anladığı yerde, yine de gidiyor olmaktan
mutluymuş ..
Kalmaların ağırlığı yavaş yavaş sis gibi üzerine çökmeye başlamış.
Bir gün geçecek demiş, ama bekleyebilecek kadar
Durması olmadığından
Kalmamaya karar vermiş
Kalmalarını çöpe atıp bembeyaz bir gidiş yapmaya karar vermiş
"Hemingway'in yolu olsun altı üstü çakıl taşla dolsun"
Demiş.
Başlamış geri gitmeye, olmamış !
İleri gidecek kadar durması olmadığından
kalmış
İki kez kalmış bir kez düşmüş derken
Bir ışık kapanmış, yeni ses duyulmuş, ateş ile yağmur
yan yana uyumuş
Masal olduğunu fark etmiş dünyanın
Biraz mış'lı biraz muş'lu
Derken, Prens'in atını gördüğü gün gelmiş
Kadın da
Gitmiş
Kalmamış
ve Durmuş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
