13 Ekim 2014 Pazartesi

kaset

Her şey "çok" hatta "fazla" biraz da "gereksiz" yaşanıyordu.
Güzel ve sakin bir sessizlik en iyi çözümdü.

Birden arabanın camını açtı ve video kaseti aşağı fırlattı. 
Daha sonra ani bir fren yapıp, geri giderek kasetin üzerinden geçti. 

Sanki kırılan kaset ile her şey temizlenmişti!

İçindeki filmin hala sarılı olduğunun farkında değildi. 
Kız ise o kadar salak olmayı hak etmemişti.  
Kaset umurunda değildi, yakılsaydı da ezberindeydi o iki saat içinde yaşananlar. 
Silinesi çok şey vardı ama yok edilecek hiçbir şey kalmamıştı. 

Kız onun yokluğuna çoktan alışmış varlığının ağırlığında boğuluyordu. 

Yutkunamadan, nefessiz ama bitmek tükenmek bilmeyen tutkusu ile hala O'na sarılıyordu. 
Bir sözü vardı sanki O'nla olan hayata dair. O onsuz da devam edebilecekti. 
Keza en büyük hazzı ona yaşatan da ondan esirgeyen de o olmuştu. 

Aşk zannediyorlardı, halbuki sadece yalnızlıktı, yaşadıkları..
Bütünleşip koca bir küreye dönüşüyorlardı. 37 derece su ile dolu. Masmavi ve berrak.
İki insan ancak bu kadar sıfır olabilirdi, toplanınca. Bölmeye kalksan elde kalan hep birdi.
Silsen de izi kalırdı. O eski elma kokulu silgilerin bıraktığından.
İki mutlak sayıdan oluşan bir küre, tabii ki kocaman bir boşluktu. 

Kayıp.

Bulunmak istemeyen, kimseyi görmeyen, sessizliğe aşık iki yalnız kare, bomboş bir küre. 

Kaseti bulan küçük bir çocuk oldu. Babasına verdi. Babası meraklı bir herifti. Filmi yeniden sardırdı. 
İzledi. 

Önce böyle gerçekçi bir pornoya sahip oldu diye rezil bir heyecan yaptı. 
İlk beş dakikada işin kafasına boşaldı. Sonra keyfi kaçtı:
Bu iki salak neden başladıklarına devam edemiyorlardı? Anlamsız yarı çıplaklık, kaçak öpüşmeler, beceriksiz bir çift. Gülmelere kayan ağlamalar, gereksiz sarılmalar, fazla ters ışık. Kadının kıvrımsız silik hatları ve derken sonsuzluğa kaçan dakikalar.
Adam, büyük sıkıldı.   

Yine de yaşananların bekareti bozulmadı.

Bir şey olur gibi oldu ama olmadı. 

Biri diğerini aradı, ama o da açmadı. Diğeri kaçar gibi yaptı ama yarıda kaldı. 

Porno sandıkları ölümsüzdü.
Kimsenin anlayamadığı bir sevişmeyi sadece bir adam izledi.

O da anlamadı!

bir şey var'mış gibi oldu ama yok'luğunda yok oldu.



27 Eylül 2014 Cumartesi

Loveaboutit

İt 'is' a kind 

An illusion in the night

Reflected with the 
Hidden light

Alone in heart but 
A big crowd in mind
Just a moment 
You pray for everlast 

There, you are the half 
A part of your sight
On be half of your past 
 İt is all about its kind 

Not a man or has never been a woman
Hiding in somewhere you unsight 

Love about it is the name 
of your Shame 
Feeling sick , ahead of the light 








4 Eylül 2014 Perşembe

mavi delik 2

offfff demişken ve hala yazmalara devam ederken
whatsApp'i silme kararını, zor da olsa aldım
hayatımı kolaylaştırdığı doğruydu..
Konuşmanın zor geldiği
Kısa ve net olmak istediğiniz o anlarda
bir yandan toplantıdayken iki saniye bile olsa kafanızı dağıtacak
güzel bir emoji ikonuyla
bir renk bir hareket katıyordu.
Ama o renk, masmaviydi artık ve
kulağımda çınlamalar susmak bilmiyordu..

Instagramsız, whats app'sız yeni bi dünya
yarattım,
bu yeni dünyada da iş bitince eve gidiliyordu malum
Ama hazır ısırıklar, kaşınmalar ve çınlamalar son bulmuşken
güzel sakin bir yürüyüş ve sonrasında buz gibi bir şey içmek
aklımı çelmişti ..

En sevdiğim yere doğru yürümeye başladım
Güneş batıyordu , bulut zengini bir manzara eşliğinde
elime telefonu alıp  an'ı yakalamalı diye düşündüm
Dev çantamdan ayfonu çıkardım, kamerayı açtım
ufuk çizgisini ayarladım bir de focus olarak güneşi seçtim
ekran dolayısıyla hafif karardı
şık diye ilk kare için startı verdim
sonra ikinci için farklı bir açı kullandım
üçüncü de focusu değiştirdim
derken başım dönmeye başladı !!
yavaş yavaş gözlerim kararıyordu
Meydanın ortasında öylece yere oturdum
Dua ederken aklıma yine telefon geldi
Çektiğim fotoğrafları açtım ve onlara baktıkça
gözlerimin kararmasının arttığını fark ettim.
O kadar karanlık olmuştu ki korkuya kapı açtı !
başladım silmeye çektiğim son fotoğrafları
Sildikçe gözlerim aydınlandı
Nefesim rahatladı ve dünya durdu
Kalktım  ayağa
gökyüzüne baktım ve ağlamaya başladım
bir çok şeysiz ok, ama fotoğrafsız bir hayatı
hayal edemezken hiç de hak etmemiştim!!!

Sorgulama ve kabul et derken hıçkırarak ağlamalarım
kahkahaya döndü
evet sinirler bozulmakla kalmayıp lime lime olmuştu
Güvenilir sakin bir yer bulmalıydım

Artık fotoğrafları makinelerle değil sadece gözlerimle çekecektim
"Düşüncesi bile kahrediyordu"
O ses, o dokunuş, o ayarlama, o heyecan
derken neyi kaybettiğimi daha da iyi anladım

Bir şeyler içmek için hareketlendim
Karşımda duruyordu, bana bakıyordu
Hadi canım, ne alaka derken el salladı
Yıllar olmuştu kendisini görmeyeli sanki
Geçen hafta güzel bir yemekte beraberdik aslında

O mavi delik içine dalmışken ben, zaman da afallamıştı

Koşup sarılmak istedim
'Beni kurtar bak başıma neler geldi 'diyecektim.
Yaklaştıkça beynim birer birer sildi bu eylemleri
ve ağzımdan çıkan ilk zavallı kelime doğuverdi
"N'aber?"


2 Eylül 2014 Salı

mavi delik

O gece; 
yine her zaman olduğu gibi müzik dinleyerek uyumaya çalışıyordum.
 
Birden ipad'in ekranı kilitlendi 
Mavi bir ışık belirdi ekranda
Sağ işaret parmağımla dokundum ve mucizeler ardı ardına yağdı 

Parmağım ekranın içine girmişti
Çok yumuşak ve sıcaktı 
garip bir şekilde nemli bir temas vardı ve o masmavi ekran
tonlarca renge bürünüyordu
hemen parmağımı çektim ve ne içip yediğimi düşündüm..
her şey her zamanki gibiydi 
yeni bir şey yoktu aslında 
sadece 
kalbim her zamankinden daha hızlı atıyordu 

Ekran parmağımı misafir ediyordu ve bu arada aynı şarkı 
hiç durmadan çalıyordu ...
ben dokundukça ses de etkileniyordu 
tizleşiyor, ritmi yavaşlıyor ben kendimi çektikçe kısılıyordu
ekranın içinde gezindikçe tüm bedenim renk değiştiriyordu
Maviden mora, pembeden turuncuya, sarıdan yeşile 
derken bir şey parmağımı ısırdı 
ve ekrandan koptum 
canım da acımıştı
yaşamış olduklarımı keşke videoya alsaydım diye düşünürken 
uyuyakaldım 

...

Sabah biraz uyanmakta geciktim 
Alarmı duymamıştım bile 
Duşa girdim ama bir garip hissetmekteydim 
Su sanki bedenimden akarken ısırıyordu
tüm vücudumla bir elektriklenme oluyordu 
keyiflisinden değil! 
akabinde kaşınma başladı 
koşarak mutfağa geldim, etrafı dağıtıp, aradığımı buldum 
ve hemen o alerji hapını yuttum,
ancak etki gosterirdi ki bu arada bir şok daha 
yaşamamak için dua bile ettim 
keza deneyimliydim 
deneyim de işin panik kısmını arttırmaktaydı 

.....

Bir teklif hazırlamalıydım, ama aklım devamlı 
instagramda eklediğim son fotoğraftaydı;
ilk on beş dakikada kaç like alacaktı acaba
derken 
üç ile beş saniyede bir 
kollarımı ısıran bir şeyin olduğunu hissettim 
görüntüde bir şey olmasa da içten içe biri misafir olmuştu kollarıma 
rahat dursa buyursun !
ısırma ve kaşıntı ile takip eden bir gerginlik meselesi olmuştu

korktuğum başıma gelmişti 
iyice kafayı sıyırmıştım 
artık hastanelerde de mimli olduğumdan, panik atak canım diyecekler ve 
bir serumla içi boş musluk suyu misali eve yollayacaklardı 

ısırıklar seyrekleşmeye başladı 
aynen gelen like'ların azalması gibi 
diye düşünürken 
durdum ve biraz da korktum 
evet masmavi bir şey olmuştu 
her gelen like ile ısırılmaya başlamıştım.

emin olmak adına son fotoğrafı sildim 
birden sakinledim, like'lar durdu 
kaşıntı bitti, ısırılmalar kesildi
iyi de bunlar neden oluyordu
birine anlatsam daha da neler olacaktı 

O çember var ya, dışında olup içinde sandığın kendini 
tam oradaydım
içi dışı filan derken anladım ki benim çember yok olmuştu 
artık ne yaşıyorsam tek çaresi bendim.
kimseye anlatamayacağım türden bir derde bulaşmıştım. 

Çık instagramdan kurtul ne olacak ki derken daha da korktum
çünkü farkındaydım 
bu mesele burada kalmayacaktı 
yeni misafirler de olabilirdi 
daha fazla sıyırmadan
durdum. 

Gece uyumadan önce dinlediğim son şarkıyı açtım.
Tüm bunlar onla başlamıştı ve yine filmlerdeki gibi 
o şarkıyla biterdi bu silsile 

Şarkının sözleri kalabalıklaşmıştı
yok hayır olan olmuştu yine 
kulağıma gaipten sesler geliyordu 
"Naber","Abla hafta sonu napıyoosun? ","Duygu, nerelerdesin yahu?" 
vs vs 
sağır olmak istediğim nadir anlardan birindeydim
şarkı bulamaç olmuş bir yana, seslere cevap vermedikçe 
aynı şeyi söylemeye devam ediyorlardı 
başladım konuşmaya kendi kendime 
"İyiyim ya sen" , "hafta sonu belli değil canım ya" , "Çok yoğunum sen.."
derken beni duymadıklarını fark ettim 
Peki şimdi bu da neyin nesiydi ? 
Çok zeki olmaya gerek yoktu tabii ki 
Whats App 

Aldım elime lanet ayfonu başladım cevap yazmaya 
ve sesler kesildi 
her gelen mesaja cevap yazarken buldum kendimi 
delirircesine 
henüz aklıma whats app'ı silmek gelmemişti 
ama herkesi şaşırtmayı başarmıştım 
anında cevap yazıyor uzun uzun anlatıyordum 
offffff 


... devam ediyor ; yakında ! 

 




26 Ağustos 2014 Salı

6

Teyzemler o kadar kararliydi ki
ben de o kadar inatciydim ki
Iclerinden biri beni tuttu
digeri karsi koymamam icin ikna etmeye calisti
bir digeri acaba yapmasak mi derken
olan oldu
en digeri O aci biberi agzima soktu;
sonra da dudaklarima surdu

hala o kadar inatciydim ki
acidan sisen dudaklarimla
hic bir sey olmamis
hic canim yanmamis gibi
o lafi tekrar ettim

Hepiniz salaksiniz evet salaksiniz.
diyip orayi terk ettim
sonra kosa kosa
banyoda agladim
kimse gormedi diye de avundum

yaklasik yedi yasindaydim ama o aciyi hala
hatirlarim

O kadar kibirliydim ki hala biraz var
dizlerim agridiginda Jale oyle soyluyor
en azindan ..
yine kime kibirlendin diye

yakistiramadigim insanlardan olmayacak seyler duydugumda
kabul edemiyorum
hepsi o kadar

simdi yine olsa da o aci biber
hala olmazlara baktigimda gozlerime
asla dedikce agzima
gidip kacmalarimda dizlerime
saklandikca da aklima surulse

Ya bunu yaziyorum diye kizilmasin yalniz
iyi etmissiniz  ama sikiysa bi daha deneyin hani
ay lav yu hepinizi ayri ayri
alti alti ;)








22 Ağustos 2014 Cuma

invisible one



Invisibility
like a stoned hole in a wall
that hides your soul , away from the lust in 'your' whole
,,,

Enter into my wall !
come see my light that turns you blind, in all

That's the invisible hole in my wall
,,,,

You know we spy behind the door

we all
see the easy
feel the ready
kiss the soft
catch the one
that's right there in front

the door
that hides the wall
the wall
that keeps the whole
the hole, invisible at all









together to be 

13 Ağustos 2014 Çarşamba

taksi ve nikah masası - I

Sıcaktan mutsuzdum. Acil bir taksi bulmalıydım. 
Yok durak taksisi olsun, aman şahin olmasın gibi seçme lüksüm yoktu.
Gideceğim yeri zaten adımlarım kabul etmiyordu. 
Kafamda yine bir şarkı vardı ve o sırada beni mutlu eden de oydu.

(okurken dinlenebilir hani)
 
"When you fall" sözlerini takiben ritmin artması! 
O düşüş sonrası heyecanını, bir melodi ancak bu kadar güzel tarif edebilirdi.

Göğüslerimin arasından göbek deliğime dans edercesine, akan ter, aynen şarkıda olduğu gibi 
"deeper river"dı. Şarkıyı derinden hissediyor ve bire bir yaşıyordum.

Oh, there is a deeper river
Flowing under the hurt and pain.
Yes, there is a deeper river
that will bring you home again.

Derken o taksi durdu önümde, kısmetim işte bu diyerek rahat derin bir nefesle atladım. 
"Merhaba, Tepecik'e gidiyoruz, lutfen" 

'Abla ne güzel bindiniz ya, selam sabahla, bu devirde yok artık sizin gibi kibar bayaanlar' dedi ve hemen akabinde oluşan sessizliğime şaşırdı. Bu kadar kibar bir bayaan en azından çok mersi filan diyebilirdi. 
Böyle yalandan sohbetlere, karnımın tok göbek deliğimin ıslak olduğu bir günde tahammülüm yoktu. 

'Abla, inanmıycan ama benim şarkı çalıyo şu an radyoda az bi ses açsam'
Tabii buyrun dedim ama içimden de bin pişman. 
Ne de olsa hep çok iyi bir insan olmuşumdur. Başıma da ne geldiyse bu iyiliklerden gelmiştir. Ama hazır istikrarlı bir çizgi yakalamışken bozmak da olmaz. 
Ayrıca 3 dakika sürecek ne kadar acı verebilir ki ? Terim de hazır kurumuşken, kesinlikle katlanabilir hatta alt ritme oynayabilirim.

Nikahına beni çağır sevgilim
İstersen şahidin olurum senin ..

Sert! ama en azından şarkıyı biliyorum. "Klimayı açar mısınız?" diyorum 
bu şarkıda akacak teri, terin ritmini hatta kıvamını hayal etmek bile istemiyorum. 
Adam şarkıyı mırıldanıyor, ki bu kadarıyla yetinse yine razıyım.. 

Bu adam kim diye soran olursa
Eski bir tanıdık dersin sevgilim

kısmını söylerken yüzüm istemeden öyle bir hal alıyor ki, emoji ikonları arasında böylesi yok diyebilirim.
Bir insanın acizliğinin eziklik ile bütünleşip bir yandan duygu sömürüsü katılmış, kanayan bir yüreğim ben dercesine offf kıvamları.. 
Benim kaşlar kalkık, burnum aşağı çökmüş tek çizgi, üst dudak öne çıkmış, alt dudak gergince sarkmış, üst ön dişlerimden sağdaki, alt dişlerimi ısırıyor, çenem hafif dışarı çıkık .. Ortam kırık!
Emojiciler çalışmalı bu ifadeyi !

Hayaller kurardık biz yıllar önce 
Hiç yoktu hesapta ayrılık bizce
Bilirsin ne kadar görmek isterdim
Beyazlar içinde seni öylece

Kısmıyla beraber, yorumlamaya başlıyor şoförümüz, 
sağ el viteste dövercesine, sol el direksiyonda sövercesine, 
boyun sağa bükülmüş her şeyin en doğrusunu bilircesine..

Bu yazı devam edecek ta ki hepimiz terlercesine .. 







  

4 Ağustos 2014 Pazartesi

mısır patlatmaca

Her şey, birdenbire değil de mısır patlatmaya kalkışınca oluverdi.

Bir kadeh viski içecektim, salondaki şişeyi alıp mutfağa götürdüm. Buz almak için dolabı açtım ama o sırada dolabı neden açtığımı unuttum ve mısır patlatacak olmamı hatırladım. 

Ocağa küçük derin bir çelik tencere koydum. Ocağın altını açtım. 
Bunu yazarken aklıma bir zamanlar kızımın altını açıyor olduğum geldi, neyse ne yazacağımı unutmadan en iyisi devam edeyim. 

Tencereye yağ sanıp viskiyi döktüm. Hemen salaklığımın farkına varıp ocağı söndürdüm.

Dur dedim kendime. 

Balkona çıktım. Viskiyi ait olduğu bardağa buz eşliğinde doldurup, büyük başarıymışcasına bir sigarayla kutlamaya  karar verdim. 

Elime çakmak niyetine balkon masasının üzerindeki sepetten bir mandal alıp sigaramı yakmaya çalıştım.

Birden (mandal) aklıma çamaşır makinasındaki yaklaşık beş gündür yıkamaya devam ettiğim çamaşırlar geldi. Gün itibariyle tüm yazlık kıyafetlerim vernel kokmakla beraber bu yıkama eylemine son veremezsem kışlıklara geçmem gerekeceğini fark ettim. Severim zaten yaz iken kışı anmayı, tüm kış da yazı özlemeyi. 

Makinayı boşalttım. Ama kafamı asla .. 

Nerede kalmıştık derken, mısır patlattım. Ama altı kişilik bir aile boyu. Dolayısıyla o minik tencereden yere taşmaya başladılar. Evin içinde güzel bir müzik olmuştu. Balkonda bir elimde viski kadehi diğerinde yanmayan sigara ve tabii ayfon ile gülmeye başladım. 

Bu arada ayfon yine, bir kez daha, her zamanki gibi yere düştü. Eğildim almak için ve ayak baş parmağımdaki ojenin bir milim de olsa çıkmış  olduğunu gördüm. Sinir olmamam mümkün müydü? Yapmam gereken ne çok şey vardı ve ben hala .. 

Tüm bunlar olurken acaba kaç dakikadır o düşünmemem gereken şeylerden uzaklaşmıştım? 

Mısırları üstten almaya başladım, yere dökülenleri biraz sonra temizleyecektim , ne de olsa hala balkonda yanmayan sigaram, buzları erimiş viskimle beni bekliyordu.

Kafam iyice karışmıştı. Neyi önce yapmalıydım? Ya da neleri yapmaktan vazgeçmeliydim? 

Mutfak ile balkon arasında bir yerde, öylece donakaldım. 

O şeyler var ya, bir an aklımdan çıkmamıştı. 

Viski içemediğimle, sigara yanamadığıyla, mısır yenemediğiyle, baş parmak boyanamadığıyla kaldı. 

Ama o mısırlar! bir şekilde, bir tarafımda, bir güzel patladı. 


----

yazarken dinlenen: 




22 Temmuz 2014 Salı

Bar - Bölüm 2

Kadına yaklaşıp, kulağına bir şeyler fısıldadıkça,adamı konuşturtmaya başladı içinden. 
Ne de olsa saniye saymaktan daha keyifliydi. 

'Seni çok özledim' 
'Tüm gece gözlerimi üzerinden alamadım'
'Rüzgarınla beni çarpıyorsun, hele şu parfümün..'
'Gözlerin çok şey anlatıyor'
'Uzun zamandır böyle keyifli sohbet etmemiştim'
'Biliyorum, sen de benim gibisin'
...
Cümlelerini sarf etmişti bile kadının kulağına... 

Tüm bunları düşünürken ve hatta yazarken kafasına, bir yandan da kıskanıyordu.
Bu uzun zamandır yaşamamış olduğu bir duyguydu. Buna da şükür diye düşündü.
'Yenileniyorum, saniye saymak yerine' dedi kendi kendine. 

Bu kendiyle yapttğı sohbetler bir yana, adamın hala o kulakta sabitlenmiş olması, yavaş yavaş kızdırıyordu aslında.
Buna şükre gerek yoktu, keza fazla iyi niyetten maraz doğardı. 

Her şeye bu kadar pozitif anlam yükleme işi, yeni bir sorumluluk yaratma dolayısıyla yük çıkarma demekti. Kendini salması gerektiğini hatırlayıp bir yudum daha aldı, bitmek bilmeyen içkisinden. 

Uzun bir bardaktaydı içki, çok sevdiği şekilde sunulmuştu. Kokteylin kokusunu rahatlıkla alabiliyordu. Aman pek de güzel olmuş diye düşünürken, kafasını kaldırdı ve dimdik, sabit ona bakan, kahverengi gülen gözler ile çarpıldı. 

'Ateş mi istersiniz yoksa saatin 23:30 olduğunu hatırlatmamı mı? ' dedi adam. 

Ciddi bir şok yaşıyordu. Bu gerçek miydi yoksa adamı uzaktan izleyip, onu konuşturdukça yazmaya başladığı hikayenin halüsinasyonları mıydı? Senaryoya mı girmişti yoksa senaryo gerçeğe mi dönüyordu?

Bu kadar çok şey düşünürken yine de duraksamadan, 'ateş alıyım lütfen' dedi. 

Ateş önemliydi.






11 Temmuz 2014 Cuma

bir rakam tut icinden


5 dakikada ne yazacagim hakkinda dusunebilir
20 dakikada cocuk dogurabilir, 52 saniye boyunca nefesimi tutabilirim.

Seni 13 gun anmayip, 5 gun hayal edebilir
1 hafta adini agzima almadan, sana 7 farkli sekilde hitap edebilirim

3 saniyede ruj surebilir, 7 dakikada ayakkabima karar verebilirim

Yuzunu gormeden 1 ay gecirebilir, ilk gordugum anda o salak suratina bakamayabilirim

35 dakikada 3 farkli yemek hazirlayabilir
Ayni gecede 2,5 farkli karakter cizebilirim

Ama :

Seni nasil sevecegime, nerede tutacagima, ne zaman gorecegime

Kendimde seni nasil bulacagima

beni sana nasil sunacagima

ben olmadan seni nasil ne yapacagima asla karar veremem.

Ne bir rakam ne bir sayi soyleyemem
Senle alakali anlari toplayip carpip bolemem

Hadi;
Bir rakam tut simdi icinden

yaz bana 3 vadeye kadar

ikimizde ayni rakami tuttuysak
soylerim sana ki
birakalim beraber
tutsak kalmasin ne bir an ne de rakam