6 Haziran 2014 Cuma

acemi ilişkiler

Yıl yok, ay yaz başlangıcı, günü sorsan hiç orada değilim.
Hatırda kalanlar : koku dibimde, çalan şarkılar hala dilimde, biraz buruk, biraz heyecanlı.
.....
Yolda gidiyorlardı. Beyaz bir araba, babaya ait.
Cepte kalan son paralarla sinemaya gidilmişti.
Film klasiklerden biriydi, olmadıysa da olacak kesin: "U turn"

"Arabayı kullanmak ister misin?"
-Eveeeet ! (Acemi çığlığı)
..
"Kendine güven, şu an ortamın hakimi sensin, direksiyon sadece bir araç!"
-Tamam ama vitesi değiştirirken kayıyoruz sanki
"Sadece önüne bak, ve hakimiyetin sende olduğunu unutma"
-Bunlar yerine, vitesi sen değiştirsen olmaz mı?
"Arabayı kullanma ona sahip ol"
-Tam benlik
..
Bu arada adam sigaraya kız da acemiliğinin heyecanına sarılıyor

Çötönk !

"İyice saçmaladın"
-Sana demiştim vites ile aynı anda ..
"Tamam sadece devam et"
-Ama çarptık
"Çarptın, ve şimdi toparlan"
-Lutfen sıkıldım, kullanamıyorum işte, hadi sen geç şu direksiyona
"Kaldır şunu"
-İniyorum
"Sen bilirsin!"
-Ya lutfen yardımcı olsan
"Bire tak önce"
-O kadarını biliyorum
"Sızlanmasan da gitsek kimse fark etmeden"
-Hep bir yerlerde kaçak olma durumu
"Hadi!"
..
Kız arabayı kaldırır, kullanmaya devam eder, vitesi umursamadan, gacır gucur!
..
-Park filan edemem
"Tamam sorun değil, teşekkür ederim, çok iyiydin"
Kız ağlamaya başlar, bir boşalma anıdır.
"Hadiii, gerçekten çok iyiydin"
-Tüm bunlar niyeydi
"Seni seviyorum"
-Sevme !
"Sevmem"
..
Eve girerler, Nem! Sessiz, soğuk, bomboş.. Uyku saati.

Dümdüz, bembeyaz çarşaf üzerinde deliksiz uykudan uyanamaz hallerde, saat çalar.
"off başım çatlıyor"
-hadi bir şeyler yapalım
"aksiyon mu?"
-asla, canım, asla, ölene kadar uyuyalım burada. bizi beraber gömsünler.
"anladım ama paramız yok"
-biliyorum umurumda da değil
"hadi kalk"
....
-Arabayı kullanan hep sen ol
"bir gun ben olmayacagım"
-bir soforle evlenirim ben de
"bensiz olan kimseyle evlenemezsin"
-senle evlenirim ben de
..
-nereye gidiyoruz?
"otoban ucreti odemeyecegimiz bir yerlere"
-bazen parasızlık sıkıcı olabiliyor
"eğlenmek ister misin?"
-psikopatça olmasın
"sensiz olur o"
...
ilk benzincide durulur, adam arabadan iner, benzinciye rica eder:

"Kredi kartımız var, buradan para çekseniz ama benzin almasak ve o paradan yüzde on kesip bize nakit verseniz diye bir ricada bulunabilir miyim?" der ve kız da kapıdan fırlayıp,
-Lütfeeen, bugün doğum günüm , diye haykırır
Benzincinin de işine gelen bu durum, sayesinde cepleri az da olsa para görür.
Yola devam
..
-Çeşme mi ?
"Uyusana biraz, ya da sussana mesela?"
-Bayılırım surprize
..
"hey uyan hadi geldik"
-beyin altı olmusum sanki, ne uykuydu
"bayılıyorsun arabada uyumaya"
-evvet ve her zaman, dolayısıyla şofor sensin bayım
"burası çok farklı bir yer"
-ne gibi? korkmalı mıyım?
"bence uzak dur  şu salak modundan da çık"
-devamlı hakaret, aşağılama, neresi evliliğe gidecek ilişkimizin acaba?
"bayılıyorsun buna, bu vıdı vıdı, bu sen olmayan haller"
-uykum var
"paramız var"
-içeri önce sen gir
"uygun değil"
-bir kerecik, burayı hiç bilmiyoruz kimse bizi tanımıyor
"oyun sırası değil"
..
müzik şahanedir, gece adeta inanılmaz bir sakinlikte, kadife kumaştan kayar misali sabaha uzanır.
"haydiii, gidiyoruz.."
-son bir sigara içmeeliyim
"arabada iç"
-çişim de geldi ama
"yolda dururum"
-beni bırak sen git (gulerek)
"tamam" (der ve gider, ciddi olmak adına hem de ömrünün sonuna ant içmiştir)
-bravo, git böyle, ama önemli değil, yine de seni seviyorum ben, ama sen, daha ilk ama ilk cıvımamda, biraz içtim ne olmuş, eğlenmek benim de hakkım, bak, ne yaptın, arkanı dönd..
cümleyi tamamlayamaz kız, adam elinden tutar, o sırada çok keyif aldığını hatta gülüyor olduğunu kıza çaktırmadan onu arabaya bindirir.
Paranın hakkı verilmiştir.
-dondurma alalım mı? paramız var mı?
"çok paramız var, alalım"
yola çıkılır
ki bu yollar ta ki bir gün şiddetli bir kavga sonucu çekilen filmler camdan fırlatılana kadar devam eder.

"the end-

derken, bazı şeyler bitse de bu an'latimlar adamı mumyalar.






5 Haziran 2014 Perşembe

Bar - Bölüm 1

Iyi bir bara gidilmisti. Saat 1 olmadan oradan kalkmasi gerektğini biliyordu.
Tum gece saatine hic bakmadan, içinden saniyeleri sayarak, beklemeye karar verdi.

'Bir limitin varsa özgür olamazsın.'

Şurada yaklaşık iki saatim var bırak tadını çıkarayım demek yerine, gecenin sonunu bekleyecekti.
Sadece durarak.

'Sonlar yakınsa, 'felç' gerçekleşir.'  

En çok sevdiği kokteyli sipariş etmişti. Fakat iki saat boyunca 350 ml'yi bitiremeyecekti sanki. 

'Dil, damak iki yabancı oluverir keyifsiz anlarda.'

Sağ masadaki adam, ona birisini anımsatıyordu. Düşündü hatta baktı ama bulamadı. Bulmak da istemedi. Aklını yine elden kaçırmak istemiyordu.

'limitlerin farkındalığı seni tutsak kılar. '

 Adama saati mi sorsam, ateşini mi istesem derken, adam kalktı gitti.

'Zaman nankördür bazen ..'

Daha bekleyerek geçirmesi gereken bir dolu saniye vardı. Tek bir şey düşünebilirse, kafasındaki 
kalabalığı susturabilirse daha kolay olacaktı. Adamı düşünmeye karar verdi. 

'Kişinin kendine olan mesajları, anlaşır aralarında ve bir bedene bürünürler.'

Adam hala oradaydı, barda bir kadının yanına gitmişti. Kadın çok güzeldi. Adam çok ilgiliydi, fazla yılışık kıvamda olsa da. Bu da onu maskeliyordu. Izleyici olarak bile bu serüvene katılmak, sadece adamı düşünmek iyi gelmişti. 

Durmak adına bir şey seçmek gerekir. Her seçim bir vazgeçişse, durmak iyidir. 



19 Mayıs 2014 Pazartesi

sabah olur, sen ne dersen de ; yas'tır bu fark etmesen de

Sabah oldu, uyandım. Gayet normal devam ederken herşey, aklıma dün geceki rüyam takıldı. Kritiğini kendi kendime işe giderken yapmaya karar verdim. Keza bu sabah makyajı yolda yapmama gerek kalmamıştı. Altı üstü göz altı kapatmacadan ibaretti zaten. O da biraz ırsi biraz da uykuya açılan savaşın yan etkisi. 

Yol boyunca kritikle kurcalanan kafam sayesinde ne trafik ne de sabah güneşi rahatsız etmedi. 

Ofise girer girmez, pc'yi aç, kahveni al, suyunu doldur ritüelleri bile renklendi rüya kritiğiyle.
İlk okunan mail ile ne rüya ne de kritik kaldı. Hesap makinası misali aklım, artık sayılardan ibaretti. Toplayıp çıkarmak ya da bölmek veya çarpmak kararları, sadece bana kalmıştı. 

Şurada bir kaç hafta kaldı, düşüncesi biraz yabancılaştırsa da, motivasyonumu da tavan yapmıştı hali hazırda. 

Derken saate bakıldı ve uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan o en yandaş dostlardan biri arandı. Keza sabahtan beri hep aklımdaydı. Bir sessiz çağrı, sadece zamanını bekler gibi, her çarpma işleminde yüzde (%) alır misali yanımdaydı.  

"Kızııııım n'aber ya, uyandırdım mı yoksa?"
-Delisin sabahtan beri whatsappına bakıyorum ne zaman online olacaksın diye !
"Arasana deli, online olmuyorum özellikle, manyak bir aplikasyon o"
-Acil buluşma ve toplantı yapıla 
"Ayneeen" 

bu arada tabii konu anlatılır, anlaşılır, bir hayda olunur, daha önce benzerleri yaşanmış mıdır, evet belki ama bu şu anki olduğu için en de elzem olanıdır. 
Bir bahanedir buluşmaya, ama daha önemlisi bir durumdur işte ve yalnızlıkla çözülemeyen cinstendir. Zaten dostluklar da en çok bu zamanlar içindir. 

Böyle zamanlarda hep aklıma takılır, rüya mıdır gerçek olan, mesajı olan yoksa biz mi biliriz de o rüyayı yaratırız ya da biraz daha gizemli kılmak için midir bu muczevi görüler rüya adı altında yaşanan? 

Günü böler bu mucizeler, olaylara yön verir, olanı zaten bilmiş olma kibirine sokar. Daha da uzatırsam bir nevi kısıtlar özgürlüğünü. Olayları yaşarken, ister bile bile, ister istemeye istemeye, o rüyayı suçlamak yerine, takılınmalı bence onca yaşananın azmine. Olan oluyor olsa da, ya anlatılırken, ya ağlarken, ya bağırırken kalır yanına sadece o an içilen ilk kadehin serinliği, ilk sarılmanın hafifliği ya da o "siktir et takma canım" lafının komikliği. 

Özetle her acının bir kıvamı, dozu olsa da hakkını vermeli yaşamalı, şovmenliğe kalkışmadan ağlamalı, sarılmalı. Lafım nereden nereye gelecek ama, tonlarca insan bir anda gömülüyorsa bir durmalı, duymalı, susmalı. Yas'a davet, önce saygıdan geçiyor ne de olsa. 
Ha o susmalı sözüm de işbu memleketten dışarı. 

3 Mayıs 2014 Cumartesi

kendisi ile Prens'in atı

Hep yolda giderken başına bir iş gelirmiş, kadının. 
Gitmeler mi yaramazmış "kendisi mi" belli değil!..
Gitmese olmazken durmasa da olmazmış 
Giderken ancak durabilen bu hanıma 
gitmeler farzmış. 

Üç gün üst üste aynı yere gitmesi gerektiğini duyunca
Devamlı durabileceğini sanmış ..
..
Gitmeler başlamış bizimki bir türlü duramamış !
Gidiş kısa sürüyormuş meğer.

Başında vaatte bulunmuşlar 
"Gideceksin demişler ama kalacağını eklememişler "

İş bu Kalmalar durmalara adeta bir son vermiş 

Duramadığını anladığı yerde, yine de gidiyor olmaktan
mutluymuş ..

Kalmaların ağırlığı yavaş yavaş sis gibi üzerine çökmeye başlamış. 

Bir gün geçecek demiş, ama bekleyebilecek kadar
Durması olmadığından 
Kalmamaya karar vermiş 

Kalmalarını çöpe atıp bembeyaz bir gidiş yapmaya karar vermiş 

"Hemingway'in yolu olsun altı üstü çakıl taşla dolsun"
Demiş.

Başlamış geri gitmeye, olmamış !

İleri gidecek kadar durması olmadığından 
kalmış 
İki kez kalmış bir kez düşmüş derken 

Bir ışık kapanmış, yeni ses duyulmuş, ateş ile yağmur
yan yana uyumuş 
Masal olduğunu fark etmiş dünyanın 
Biraz mış'lı biraz muş'lu 

Derken, Prens'in atını gördüğü gün gelmiş
Kadın da 
Gitmiş
Kalmamış 
ve Durmuş.

 

  

20 Nisan 2014 Pazar

taksiyle "sadece" gidecektim

O gün bugündü. taksiye binip hiç bir şey söylemeden sadece gidecektim.

artık vakti gelmişti ve kendisini unutmalıydım.
daha samimice söylemek gerekirse silecektim.
doktorlar "ignore et" demişti bu durum için
ama ben, yine de Türkçe'mizin içine etmeden sadece
unutacaktım.

Taksi en iyi çözümdü
Koşarak evden çıktım, kısa sürede nefes nefese kalmıştım
bu hız bile onu hatırlatıyordu
kalp atışım 138 civarındayken
daha fazla aklıma geliyor olması
çileden çıkartıyordu.
Halbuki sadece taksiye binecektim..

İlk sarı kurtarıcıya el kaldırdım
Durdu ve hemen arka koltuğa atladım
Merhaba bile fazlaydı
derken zaman yine durmadı ve aktı
"Merhaba Konak Pier mi yine?"
sorusu tüm senaryoyu delip geçti
elimde eskizler kaldı ve çaresizdim
"evet" dedim
"Bugün de fotoğraf var mı"
derken sarı kahraman kendisini boğmak istediğimin
farkında değildi elbet ..

Sessizliğimi korurken anlayacağını umdum
Yoktum orada, o da yanaşmasa fena olmazdı
Ama birden olan yine oldu, o anlamsız kelimeler
kahramanın ağzından dökülüverdi.

"Bugün sizi başka bir yere götürmek isterdim"
?
"Yani benle değil"
"Çok Pardon yanlış anladınız"
diye devam ederken bakışlarım zaten fazlasıyla konuşuyordu
suskunluğa devam ettim ki merakla kurcuklanmalar da başlamıştı
"Çok güzel bir yer var, ben sizi oraya götüreyim bu sefer, sizi bırakıp işime devam ederim"
Kaşlarım oryantal misali figürden figüre atlarken
Sessizliğim algı aşımına uğramıştı.
"Anlıyorum ki yalnız kalmak istiyorsunuz çünkü" diyen sarı adama
Ne çok konuşuyorsun dememin vakti gelmişti

"Peki gidelim" dedim.
"Biliyordum" dedi ukalaca
Hep bilirler, hep anlarlar, hep onlardır kahraman
kimse de kabul etmez aslında orada olamadığını

Çok ümitsizdim kendisinden ama birden
yasak bir U dönüş yaptı
ve işte budur dedirtti

"Yolumuz biraz uzun"
derken susmuş olmasını tercih ettim
keza param vardı hatta iki katını verebilirdim
susarsa
ama söyleyemedim

Yolda bir ara fark ettim ki hala aklımda
sadece orada kalsa yine başarı
nefesimde, gözümde, yanımda; bazen sol bazen sağ
fark ettirmeden hep orada
izliyor sinsice, yüzünde salak bir ifade ile
fark ettirmese keşke

"geldik" dedi benim sarı'lı kahraman
burası mı diyemedim
peki ya nasıl geri dönebilirim hiç diyemedim
aranmıştım keza
"tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak" demişler
hiç de iyi etmemişler
"kuyuya düşenin halinden.." olan ata sözünü
tercih ediyorum an itibariye
derken sarılı kahramanda alabildiğine bir sessizlik

"teşekkürler" diyebildim
İndim
Halbuki sadece gidecektim
bir de ne fark ettim ben daha gidemeden gelmiştim
Vardığımı hissettirmeden kendime
bu büyük ödülü yarına saklamaya karar verdim
hayat burada bugün başlıyordu
kaçınılmazdı! olan oldu !
Buradaydım ve artık başka gidecek yer kalmamıştı.

Taksiciye el bile salladım
O da pek mutlu mesut ayrıldı, elime de bir kart tutturdu
hepsi yapar
o da farksız
iyi de oldu;
gerekirse arar çağırırım..

Özetle ben geldim halbuki sadece
gidecektim.


Ha bir de o'nu unutmamaya karar verdim
"Ignore edicem" artık
Bıraktım ; Türkçe kendi kendini kurtarsın
fazlasıyla kahraman var bu hayatta, bir ben eksik kalayım
olmaz mı?








23 Mart 2014 Pazar

uçak problemi

Adam : sizin de mi 16 F ?
Kadın : aaa yok pardon 16B'ymiş benim 

derken kadıncağız yerinden kalkar; 
ceplerini daha hızlı dolduracak diye koltuk aralarını 1.60'lık twigyler için dizayn ettirmiş olan uçak firmasına içinden söver
ve her seferinde exit isterken "ortadan olmasın lütfen" diye uyarması gerektiğini de öğrenmiş olur..

Her yanlış bir doğruyu doğuruyor .. Lütfen !

Exit'ini sevsinler senin.


"Biri diğerinin 4 katı olan iki adamın arasına oturtulursan kaç kilo hissedersin?"

Çocukluğunda oldum olası havuz problemlerini anlayamamıştır. 
Her seferinde aklına deniz mi havuz mu ikilemi geldiğinden kendini matematik çalışırken değil yüzerken bulurmuş.
E bu kadın, şimdi çift bilinmeyen denklemli, havuz olmasa bile "uçak problemi"ni nasıl çözecektir? 

"Çok da dert değil canım" der ve araya oturarak ilk ve en doğru adımı atar.

Her doğru yeni bir adım doğurur.. At ! 

Sağ elini alnına koyar. Başını öne eğer ve uyumaya çalışır. Çok sıkcak derken uyayakalır. 
Hafif bir türbülans ile uyanır, uyandırılır. Yanındaki Bay X şöyle buyurur: 
"Hanımefendi iyi misiniz?"

Kadın : Evet neden? 
Bay X : Bilmem garip hissediyordunuz sanki.
Kadın : Hayır uykum var sadece, teşekkür ilginize ! 

Anlamsızca kıl bu Bay X, sağındaki Bay 4X'ten daha sorun çkaracak kıvamdadır.

Hadi adam 4X ama ne yapsın; o uçuş için bir anda zayıflayacak mı? 
Ama sen, hazır X iken tut çeneni !
İki dakikalık heyecanın, olmasın başkasının huzuruna atak. 

Kadın sağlı sollu, kilolu ile hadsiz arasında sıkışmış, yedi günahtan hangisinin en En olduğunu düşünmeye takılır.

Her günah yenisini doğurur mu ? "Bazen !"

Elinde kalmıştır 16B yazan biniş kartı kadının.
Bay X ıvır kıvır kıvranıp, o ufacık tefecik kağıt parçasından kadının adını okumaya çalışır. 

Bu arada karar vermiştir kadın, en En günah Açgözlülüktür. 

Biraz obur ile biraz kibir arasında kalıverse ne olur? 

X = 4X  
Matematik kuramlarının içine edilir.
X de 4X de aynı ağırlıkta hissettirir kadını. 
Bu ağırlık uçak yere vardığında ancak bitecektir. 
Tüm bu exit saçmalıkları, yedi günah anımsamaları, denklemler, havuz problemleri aynı Denge'nin sorunudur.

Sorunsuzluktan mı sonsuzluktan mı Denge doğar ? Bil! 

Kadın, biniş kartını, adı okunacak şekilde önündeki koltuğun askısına sıkıştırır. 
En fazla ne olabilir ki? Tüm olasılıkları zaten bilmektedir. 
Bay X o adı ezberler, google'da aratır, iş o kadına aşık olur, 
her şey ap aynı yaşanır ve yeni son'uç'lar doğurur.  

Özünde doğmuş ve yaşanan her şey, yeni bir doğum yapacaktır. Var ol!

Kadın kendi yarattığı oyunun içinde sıkılmaya başlar.
Bu uçak neden hala inmemiştir ? Denklem zaten çözülmüştür. 
Aklına gelenler mi olacaktır? Yoksa zaten olacaklar mı kadının aklına sızmıştır? 

Bay X'in kadına olan ilgisi Bay 4X'i de germeye başlamıştır. 

Sonunda adı rahatlıkla ezberleyen Bay X cesaretini toplar ve kadına : 

"Duygu Hanım, yer değiştirebilir miyiz? Sevgilimin yanına geçmek istiyorum" der ! !! !!!

Her ön yargı kendi denklemini doğurur. Buyur! 














15 Mart 2014 Cumartesi

Taksiciye 2 tl borc

Bir cumartesi öğleden sonra, hava muhteşem ve ne yapmak istediğimle ilgili en ufak bir fikrim yok.
Durum özeti böyleyken, iki hafta geciktirdiğim doktor kontrolüne gitmeye karar veriyorum.
Yürüyorum.
Aslında ilk taksiye atlayıp bir an önce gitmem gerekiyor.
Karşıdan karşıya geçerken arabaların bana çarpmamak için nasıl bir gayret gösterdiğini merak ediyorum.
Aklım dağılıyor, taksiye binmem gerektiğini unutuyorum.
Neyse .. Toparlıyorum;
İlk taksiye binemiyorum çünkü biraz uzakta. Bağırmam gerek, ama Asla! Islık da çalamam. İlgi çekecek bir şey yapmak istemiyorum yolda öyle salakça.
İkinciyi gözüm tutmuyor. Hem yürümek de hoşuma gidiyor.

Her zamanki duraktan binmek istemiyorum. Artık çok ahbap olduk.
Niye doktor, hayırdır vs dinlemek bir yana konuşmak istemiyorum ki o anda.
Üç ve dört yine olmuyor. Taksiye binemeyeceğim sanırım derken, yolun ortasına atlayıp bir tanesini durduruyorum şuursuzca!
Kendime kızmaya başlamıştım keza.
Taksi kaçırmaca oyunu kabak tadı vermeye başlamıştı hali hazırda.
...
+Bayraklı'ya..
-Adliye mi?
+Yakınına
Çıt yok takside. Ohhh çok güzel..
Yanımda yeni makinam. Çıkarıp en sevdiğim oyunu oynuyoruz:
Taksi camını açmaca ve poz yakalamaca.
Eczaneden suratı asık çıkan kadın, kaskını çıkaramayan genç, vitrin camlarındaki yansımalar vs vs ..

Yol tahminimden uzun sürüyor, trafik!

-Buradan döneyim mi?
+Evet lütfen, hatta bekleyin isterseniz ben geri döneceğim işim uzun sürmez.
-İyi olur

İyilik meleğiyimdir oldum olması .. Çok lazım !! Ama bir saniye evet lazım çünkü oradan dönerken taksi bulmak cidden zor olabiliyor.

+Ben yukarı çıkınca bakarım işim uzayacak gibiyse sizi ararım dönersiniz.
-Evet veriyim cebimi size sıfır beş yüz...
+Tamam .. Aa siz bende kayıtlısınız

Deli olduğumu düşünen taksici ilgisizce suratıma bakıyor.

+Ama numaranızı "taksiciye 2 tl borc" diye kaydetmişim; kusura bakmayın ödemedim bunu sanırım
-Ben hatırlamıyorum öyle bir şey ama
+Ben de maalesef, ama kaydettiysem demek var borcum, 2 tl fazla alın lutfen
-Donuste odersiniz
+Belki işim uzun sürer, alın lutfen
-Peki ama gerek yok 2 tl sonucta
+Olsun bunu boyle kaydettiğime gore dogrudur, lutfen ısrar ediyorum.
-Tamam, bekliyorum sizi yine de
.....
Asansorde, işin şokundayım. Kim bilir ne zaman bu adama borç yaptım ve ne salakçadır ki telefonuma böyle kaydettim?
Sanki arada bir telefondaki kişilerin isimlerini kontrol ediyorum. Hani yok artık !
Kafamı ben de tanıyamaz oldum.
...
Doktorda işim çok kısa sürüyor. Sonucu bana öyle bir anlatıyor ki adam, hiçbir şey anlamıyorum.
Ama çaktırmıyorum da; ayıp olmasın; cahil sanmasın beni, hala neyin hesabındayım belli değil.

Özeti vücudum bunu kendi kendine yapıyor, gereksizce kendiyle savaşıyor. İrdelemiyorum bile, vücudumun canı sıkıldı herhalde neyle uğraşacağını şaşırdı; ya da madem öyle vardır bir bildiği. Saygı duyuyorum kendisine. O savaşsın kendiyle ben de onunla, ta ki barışı bulana dek.
Yaşasın özgürlük, varsın vücudum takılsın kafasına göre..
...
Taksici bekliyor.

+Gecikmedim umarım ? ( Date ya bu, soruyorum saçma sapan)
-Olur mu öyle şey, tahminimden çabuk geldiniz vallaaa
+Tamam, beni aldığınız yere geri gidiyoruz.
-Ya ben sizi hatırladım.
+Öyle mi nasıl?
-Siz fuara gidiyordunuz, benden fiş istediniz, ben yok dedim, sizin telefonunuzu kaydettim sonra ertesi gun aradım size fişi verecektim ama açmadınız telefonu. Geri de aramadınız
+Yok o ben değilimdir.
-Kaydetmişim sizi. Hülya hanım?
+Yok ben değilim o. Zaten borcum varmış size ; yoksa "fişini alman gereken taksici" diye kaydederdim.
-Peki öyle olsun.

"Peki" en sevdiğim sözdür. Sık kullanırım. Kimisinde yanlış anlaşılırım:
Takmıyor işte hatun peki dedi derler.
Halbuki kabulümdür, takarım takmasına da sindiririm de hani bünye sağlam nasıl olsa..

....
Taksiden indikten sonra sms gelir cebime.

"Duygu Hanım, şimdi hatırladım sizi, anneniz güzelyalı'da oturuyor,marketin üstü.
Ona gidiyordunuz o akşam, elinizde bir tarih kitabı vardı, kulak misafiri oldum kızınızı almaya hatta"

Bir sms atıldıysa sana, cevap bekler karşısı ayıp olmasın ama
Bulamadım ben buna yanıtı, bir vücuduma sormalı aslında
herşeyin en doğrusunu o biliyor nasıl olsa
..








12 Mart 2014 Çarşamba

Sen doğmussun kutlu olsun da ben Berkin'i özlüyorum

Bugün senin doğum günün..ben yok'um, yine de bilesin ..

Ol'amiyorum. Oraya gelemiyorum, seni kutlayamıyorum, arayamıyorum, yanaklarından sıkıştırıp öpemiyorum, sarılıp sırtına iki sıvaz yapamıyorum. Hem orayı bilmiyorum, hem de bugünlerde hiç kendimde ol'amıyorum.

Sessizinden olsun bu yıl da, "kutlu olsun" diyorum ama ben yapamıyorum.

Kahvemi içemiyorum, arkadaşlarımı arayamıyorum, yan gelip yatamıyorum,susamıyor, yutkunamıyorum..
Artık ve yine uyuyamıyorum.

Berkin'den başkasını düşünemiyorum. 

Ne günde doğmuşsun sen de; bunu bir türlü kabul edemiyorum.

Başım dönüyor, ellerim titriyor, hem üşüyor hem yanıyorum. Boğazımda koca bir düğüm, avazım çıktığı kadar bağırmak isterken susuyorum. Ben hala orada ol'amıyorum.

Bir öfke boşalması bu, sendromu ağır.Altlı üstlü bunalımdayım ! aman sen dur şimdi; gelme sakın.

Zamanında kendim dahil herkesi affettim ama bir tek Onları affedemiyorum. 

Buradayım, gitmedim bak ayaktayım demişken şimdi adimlarim geri atıyor. Zamanı bıraktım çabucak aksın..
Bu acı içimi yakıyor. Oturdum kalkamıyorum; Berkin'den başka bir şey düşünemiyorum. 

Bu sefer affedemiyorum..Sadece durabiliyorum.
Acım öyle ki seni bile umursamıyorum.
Bugün ancak burada kalabiliyorum, oraya gelemiyorum.
Ne seni ne o eski günleri.. Nafile ! Ben Berkin'i özlüyorum.







1 Mart 2014 Cumartesi

doyumsuz bir kısırdöngü

Biri gelir, unuttuğun o üç yılı birdenbire anlatır. can'landırır. Sildiklerinin renklenmesi bir yana kızarsın. Uğraşmışsındır, kolay görünse de almıştır senden bir parça seni. Hani yaşamayan bilmez dedikleri, o paha biçilmez deneyiminin boşa gitmesi gibi.

Biri gelir, dokunur birdenbire o unuttuğun yüzüne. Anımsatır sana, o eski seni. Tenini. Hatta belki yeniler nefesini. Uzun sürmez , tutamazsın o nefsi. Biriktiremezsin bir kutuda, yarınlara ve olası unutulmalara.. saklayamazsın anlık heveslerini.

Biri gelir, geldiğini fark etmeden gitmiştir. Anlasan da susarsın. Kabul tek göstergesi olur önemsendiğinin. Uğraşmaz, sinyal yollamazsın. O orada duramayan gidenlerdendir. Bilirsin.

Biri gelir, her şeyini sana verir. Almak istemezsin, istersin de kıyamazsın hani. O gelen küçümsetir sana kendini. Utanırsın. Fazla gelir, kaçamaklara sarılır, boylu boyunca uzanırsın. Görmezden gelmek dualara amin olur.

Biri gelir, coşturur seni, en genç halinle dans ettirir. Duramazsın. Akışlardan bir demet mi bu derken kayıplara karışır, ararsın yine sende o eski seni.

Gelirler, beklersin gitmelerini. Giderler özlersin o gelmeleri.
İnsanın en yalın hali; işte bu Doyumsuz bir kısır döngü.


22 Şubat 2014 Cumartesi

bir delikten neler oldu!

yüklesen de yüklemesen de 
anlam çıkıverir bazen o delikten
biraz delilikten

Anlatırken neden çok kapalı kutu olduğumu
kendimi sakladığım derin sandığımı

"çok mu geldi tüm bu yaşadıkların" diye sordu

hayır derken ben daha
"çok ya da az, sana yeterince olmuş" lafı
geliverdi ve duvara vurdu

Zamanı Bir'i durdurdu
bana yeterince bir şeylerin olmuş olması düşüncesi aldı 
başını koptu

Muhabbet donmuştu, Zaman kendine geldi
eh bir kadeh daha kondu

İşbu masa başı başlayıp köşe başında sonlanan
Mesaili mesafesiz
sarmaşık muhabbetleri 
gideni anımsatıp geleni durdurdu

İki su bir orta kahve ve zaman
Gideni unutturup gelene göz koydu. 

Evrim kuramına uydu ..